Brought to you by:
İrem Su Karagüllü

Tanıyalım: İktisat Bölümü

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin yedi kadim bölümünden biri olan İktisat Bölümü, yalnızca sayı ve grafiklerle değil, teori ve felsefeyle de yoğrulan, sözüyle tartışmalar başlatan, geçmişiyle övünen ve geleceği sorgulayan bir entelektüel ocaktır. Her yıl İnek Bayramı’nda “Geyikhan” adıyla sahneye çıkarken, aslında hem okuduğumuz bölümü hem de geçirdiğimiz yılları hafif bir tebessümle selamlarız. Çünkü biliriz ki burada olmak sadece bir akademik tercih değil; bir kultürün, bir mizahın ve biraz da sabrın parçası olmaktır. Geyikhan Tüllabı için fakülte duvarları arasında bir gün, dışardan bakan biri için belki sıradandır ama içeriden yaşayan bilir ki burada geçen bir saat bile başka fakültelerde bir döneme bedeldir.
Peki bu Geyikhan İsmi Nereden Geliyor? Doğrusu bu ismin tam olarak nereden geldiği tam olarak bilinmiyor, ancak iki güçlü efsanemiz var: İlki, bölümümüz öğrencilerinin “geyiğe” yatkınlığı. İkincisi biraz daha efsanevi: Mezun olan iktisatçılar genellikle şehir dışına atanırmış, ama bu süreçte evde kalan eşlerin… sadakati sorgulanırmış. Yani rivayet odur ki "boynuz" mevzusu dillere dolanmış.

1859’da Mekteb-i Mülkiye olarak kurulan okulumuzun ilk müfredatında bile iktisat vardı. Yani bu fakültede ekonomi, sadece çayla değil, mürekkep ve tozla beraber harmanlanmıştır. 1913'te başlayan maliye/iktisat uzmanlaşması, 1950’de fakültenin Ankara Üniversitesi’ne bağlanmasıyla kurumsallaştı. 1983’te ise Maliye ve İktisat yollarını ayırdı ve İktisat nihayet kendi bağımsız kimliğini kazanmış oldu.
Siyasal’da iktisat eğitimi, sadece grafik ve formül ezberinden ibaret değil. Burada hem ana akım iktisat teorilerini (evet, Adam Smith ve Keynes hala aramızda), hem de eleştirel, alternatif yaklaşımları öğreniyoruz. Davranışsal iktisatla insan doğasını, oyun teorisiyle strateji oluşturmayı, politik iktisatla gücün dapılımını sorguluyoruz. Ekonometri ve istatistik gibi derslerle gözler kan çanağına dönse de sonunda “veriye dayalı konuşmak” gibi bir meziyet kazanıyoruz. Üstelik sadece iktisat değil; hukuk, tarih ve siyaset bilimi gibi alanlardan da besleniyor, dünyayı sadece rakamlarla değil, kavramlarla da okumamız gerektiğini bilerek gelişiyoruz.

Eskiden “devlet kapısı”nin en sadık yolcularıydık. Mülkiye denilince akla yalnızca kamu gelirken, artık bölümümüz mezunları hem kamu hem özel sektörde çok farklı alanlara yönelebilmekte. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası, Ticaret Bakanlığı gibi kurumlardan özel bankalara, denetim firmalarından uluslararası örgütlere kadar geniş bir kariyer yelpazesi söz konusu. Ekonomist, uzman yardımcısı, veri analisti, akademisyen, twitch yayıncısı... Yani kısaca Siyasal’dan çıkmanın sağladığı prestij, iktisat disiplininin evrensel diliyle birleşince mezunlarımızın önü epey açık oluyor.

Her yıl düzenlenen İnek Bayramı’nda Geyikhan’ın yeri bir başkadır. Mezun olacak son sınıflar, siyasi hicivlerle dolu bir “ferman” hazırlar. Bu ferman orta kantinden okunur; alt dönemler kendi beste ve sloganlarıyla destek verir. Bölümler arasında tatlı ama sert çekişmeler yaşanır, fermanlar alkışlanır, ıslıklanır, yeri gelir tahsildara laf sokulur, siyasi şubeyle polemik yapılır.

Ve o an geldiğinde, bizim adımız yükselir:

“Dişe diş, kana kan, Geyikhan Geyikhan!”

İnek Bayramı basit bir “kutlama” değil, Mülkiye kültürünün, mizahın, eleştirinin, aidiyetin ve aklın bayramıdır ve Geyikhan bu bayramın her zaman en renkli, en sivri, en hazırcevap aktörlerinden biridir.

Create a free website with Framer, the website builder loved by startups, designers and agencies.