JAKOBEN!

Bölümde 1 Gün Nasıl Geçiyor?

Yazar: Kübra Nur Akyıldız (Hub Team)

Bir Politika ve Ekonomi Öğrencisi Gözünden,

PolEcon'da 1 Gün

Genelde bizim bölümün dersleri sabah başlar… Sabah uyandın, kahvaltını okulda susamlı açma ve çayla yaptın. Yazın bile soğuk olan yerin dibindeki Z sınıflarına geldin ama neyse ki ders keyifli! Bu sabah Selim Hoca Macroeconomics anlatıyor. Hocamızın sade anlatımı ve dakik molaları sayesinde dersi takip etmek çok kolay ve zevkli. Ekonomide yaşanabilecek her senaryoyu tekrar tekrar inceler ve süreyi olabilecek en verimli şekilde kullanır. Selim Hoca’nın detaylı incelemeleri sayesinde belki aklınıza gelmeyecek konularda bile perspektif sahibi olarak dersten çıkarsınız! Güncel hayattan verdiği örneklerle de (bkz. Ayaş tomato, chicken döner) piyasaya olan hakimiyetini kanıtlar. Yaklaşık 3 keyifli ve verimli saatin ardından öğle arası gelir…

Kampüsümüz büyük olmasa da içinde uzun bir tarih barındırır. Öğle arasında vaktini Arkabahçe ya da Akvaryum’da geçirebilirsin. İki mekânın da kendine has efsanelerini ve tarihini fakültede kulaktan kulağa öğrenme işini sana bırakıyoruz. Muhtemelen arkadaşlarınla sohbete dalacağın için yemek ve kahveyi ucu ucuna yetiştireceksin… Sırada 13.30 dersi var!

Gökyüzü aydınlık, sınıf havadar, Mahmut Hoca keyifli keyifli Turkish Foreign Policy anlatıyor… Arada Almanya anılarından da bahsediyor ve anlatımı sanki bir söyleşi dinliyormuşçasına saatleri eritiyor. Tıpkı bize öğütlediği gibi kendisi de entelektüel ve sosyal bilimlerde başarılı olmanın sırrının kendini geliştirmek olduğunu söylüyor. O PhD öyle kolay kazanılmıyor, anlıyorsun. Hocanın her anlattığı deneyimde gelecek planların değişiyor bile olabilir. Su gibi akan birkaç saatin ardından kendini hiç yorgun değil aksine enerjik hissederek sınıftan çıkıyorsun.

Belki de şanslısın ve öğle aran daha uzundu. 15.30’da Altuğ Hoca’nın Economics of AI dersini almış da olabilirsin. Altuğ Hoca kendi Notion ve ChatGPT’sine sahip inanılmaz biri. Dersleri hep sohbet havasında ve interaktif. Hatta bazen soruyu sorar ama cevabı söylemez, sen dersten sonra araştırıp üzerine düşünürsün. Derste minik minik görevler verir ve asla sıkılmana izin vermez. Zaten bölümün de kurucularından olduğundan, en eğlenceli ve yenilikçi dersleri o anlatır!

Günler böylece geçip gitti derken vizeler geldi… Sen bölüm seminerlerine gitmekten, Altuğ Hoca’nın Chat’i ile sohbet etmekten ve en az üç kez (rekor sayıda) bölüm yemeğine katılmaktan (Mülkiyeliler Birliği’ndeki her çeşit makarnayı denedin.) zamanın nasıl geçtiğini anlamadın. Vize haftası hatmettiğin slaytların üzerine o kadar çok not aldın ki kitaptan daha detaylı oldu. Bölümde not ve çıkmış kültürü (henüz) olmadığı için Chat’ten örnek soru istiyorsun. Salı günü sayfalarca Budizm’i anlattığın sınavdan çıkıp ertesi gün istatistik sınavına giriyorsun. Recitation’ları kaçırmasaydın istatistikten geçebilirdin belki… Dönem sonunda kafan çorba da olsa okulun en yenilikçi ve disiplinler arası eğitimini aldın, tebrikler!

Jako"benlik"

Jakoben kimdi? Mektebin kırmızı fularlı güzide Fransız’ıydı… Polecon Mülkiye’de devrim niteliğinde bir bölüm olduğundan Jakoben lakabı pek uygun düşmüştür kendisine. (bkz. halka karşın halk adına devrimci girişimlerde bulunan kimse)


(bkz. devrimci demokrat)

Unutma herkes inatla seni Kafirun diye çağırsa da sen fuları ve tüylü şapkasıyla bir Jakobensin!

İnek bayramını 23 Nisan sanıp

Minik çocuk muamelesi görmektir.

Boynuna kırmızı fularını bağlayıp

Konuya Fransız kalmaktır.

Derste öğrendiklerini

Başkasıyla tartışamamaktır.

Ders diye seminere girip Sınavda essay yazamamaktır.

Haters gonna hate ilkesini benimseyip Mektepte geleceğin temsilcisi olmaktır!

Create a free website with Framer, the website builder loved by startups, designers and agencies.